01 03 2012

Bizden haberler

Her gün gelip kontrol ediyorum, sevdiğim blogları okuyorum. İş buraya yazmaya gelince, yazamıyorum. Bugün bu gidişe bir dur demek lazım diye düşündüm. Hadi hayırlısı belki devamı da gelir.

Bugünlerde yine yapmak istediğim bir sürü şey var ama yapacak enerjim yok. Martın gelişiyle doğanın canlandığı gibi belki ruhum da canlanır.

Son zamanlarda hep yemek bloglarını izliyorum. Hep bir şeyler pişirip, eşe dosta yedirmek niyetindeyim. İki çocuklu bir anne moduna girmek istiyorum. 

Kilolarla başım dertte. Bir dev anası gibi hissediyorum kendimi. Yaza kadar zaman verdim kendime. 

Ömür' ün benim yüzünden streslendiği zamanları saymazsak, kızlar da iyiler. Ada her fırsatta tutunup ayağa kalkmanın, Ömür ise ders çalışmaktan kaçıp yatmanın derdinde. Bebekken ki ilgi ve hırsımızı her yaş gösterebilsek keşke.

Ada 9. ayını tamamladı. Bugün 9 ay, 5 günlük.
Oturabiliyor, bir yere tutunup ayağa kalkabiliyor. Ayakta iken yere oturabiliyor. Emekliyor. Eline aldığı herşeyi ağzına götürüyor. Bizim yediğimiz herşeyin tadına bakmak istiyor. Biz de yediklerimizin aynısından ona tuzsuz ve salçasız pişiriyoruz. Çoraplarını çıkarıp elinde gezdirmeyi çok seviyor. Kapı zili çalınca kapıya doğru gidiyor. Elindekini uzatıp al diyor ya da biz böyle olduğunu düşünüyoruz. Gün içinde çok fazla kaka yapıyor. Babasının kucağında banyo yapmayı çok seviyor. Poposu bu sıralar sık sık pişik oluyor. Alkış yapabiliyor. Özellikle fış fış kayıkçıyı söyleyince öne arkaya sallanarak, garip sesler çıkartıp şarkıya eşlik ediyor. Sabahları bizi uyandıran telefondaki alarm şarkısını duyunca bizden önce gözünü açıp, yatakta ayağa kalkıyor, hiç uyku sersemi olmuyor. Bir bisküviyi, yada bir dilim elmayı yiyerek bitirebiliyor. Henüz altta iki dişi var. Ablasını çok seviyor, onun peşinden ayrılmıyor. Hala anne sütü içiyor.

Ömür ise bugün tam 10 yıl, 7 ay, 1 günlük.
Disney Channel izlemeyi ve yabancı müzik dinlemeyi çok seviyor. Akşamları geç yatıyor, sabahları sürünerek kalkıyor. Hala okul kıyafetlerini giyerken annesinden yardım istiyor. Çok kitap okuyor. Bilsem ' de yazdığı bir şiirini öğretmeni yarışmaya gönderdi. Yarışmayı hiç sevmiyor. Resim öğretmenini çok seviyor, küçük ressam kağıtlarını biriktirip hediye alıyor. Artık matematik dersini de seviyor. Okulun voleybol takımında oynuyor. En son oyunda aldığı sayı ile herkesi şarttı. İşi ciddiye alırsa başarıyor. Ama ciddiye alması için çok dil dökmek gerekiyor. Hiç bir şeyi bizimle paylaşmıyor. Biz başkalarından öğreniyoruz. Büyüyor. Boyu uzuyor. Bir süredir harçlıklarını biriktiriyor. Artık çok fazla abur cubur yemiyor. Deveci armudu, portakal, mandalina favori meyveleri. Karnıbahar kızartması, etli bamya, mercimekli bulgur pilavı, topalak çorba, ıspanak başı, spagetti, tavuk kanat, sarımsaklı köfte favori yemekleri. Kardeşini çok hem de çok seviyor. Haftasonları bizimle yatmaya bayılıyor.

Kızlardan kısa kısa haberler böyle.

Arayı çok açmamak lazım.

Herkese mutlu, sağlıklı günler.


11 10 2011

Herşey olması gerektiği gibi.

Baban hatırlattı. Geçmişte ablanı da kreşin ilk günü kapıdan bırakıp işe gitmek zorunda kalmıştık. Aynı bugün seni de bakıcı ablanın evine kapıdan bırakıp işe geldiğimiz gibi. Ablan 4 yaşındaydı, sen ise daha 4 aylıksın. Ablan öğlene kadar zor dayanmış, ortalığı ayağa kaldırmıştı. Sen, belki de durumun farkında bile değilsin.
Bunları yaşamamızın bir nedeni olmalı.
Herşey olması gerektiği gibi.

02 06 2011

Ada Beren

Evimizin yeni neşesi Ada Beren 25 Mayıs 2011 08:30 da dünyaya geldi.
Hoşgeldin Ada kızım.
Sağlıklı, huzurlu bir ömür diliyorum.
Şansın ve neşen bol olsun.
Yüzünden gülücük eksik olmasın.
Seni çok seviyoruz.

01 04 2011

Raporlu çalışma günleri

Yandaki sayaca göre sevgili kızım 31. haftanın içinde. Ama doktorumuzun hesabına göre 32. haftayı bitirmiş. Bu sebeple 28 Mart günü geri kalan 8 haftanın 5 haftasını daha çalışmak için doktor raporu aldım. Bugün 1 haftası bitti bile. Sayılı gün gerçekten de çabuk geçiyor.

Evimiz şantiye gibi. Doğumdan sonra zor olacağını düşünerek evdeki tadilat işlerini halletmeye karar verdik. Tümünü değil elbette, acil olanlara öncelik verdik. Bir hafta mutfağınızı unutun diyen ustamız, bugün itibari ile 17 gündür evimizi istila etmiş durumda. Önümüzdeki hafta içinde bitecek umarım.

Birşeyin ne kadar önemli ve değerli olduğu hep yokluğunda anlaşılıyor. Evde yemek yiyememek ne kadar zormuş. Sürekli dışarıda yemek yemekten nefret ettik. Eminim ki mutfak yapıldıktan sonra uzunca bir zaman dışarıda yemek yemeyeceğiz.

Bu sıralar sürekli hazır şeylerle beslendiğim için sanırım şekerim yükseliyor. Ağzımın tadının bozulması, soğuk soğuk terlemem buna işaret sanırım. Umarım bebeğim bu durumdan kötü etkilenmiyordur.

Tadilat telaşı nedeniyle hala kızımıza isim bulamadık. İsim ararken anlamının su ile ilgili olması gibi bir kriterim vardı. Ancak bir türlü uygun bir isim bulamadım. Tavsiyelere açığım.

Herkese iyi haftasonları.

23 03 2011

Geçen günlerden

Hep masa başındayım. Gelip iki satır yazmakta çok zor değil aslında. Hamile olduğumu ilk öğrendiğimde her günü not etmek gibi bir düşüncem vardı. Olmadı. Sağlık olsun. Ben de her zaman ki kısa kısa yazarım.

- Geçen ay ki doktor kontrolümde glukoz tolerans testi sonucunda toleranssız çıktım. Az az, sık sık yemem gerekiyor. Bir de glisemik indeksi düşük besinlerle beslenmem. Dikkat etmeye çalışıyorum. Bebeğime birşey olacak diye çok korkuyorum.
- 28 Mart günü 5 hafta daha çalışabilmek için rapor alacağım. Mayısın ilk günü ise çalışma yasağı başlıyor. Sayılı gün çabuk geçer.
- Karnım o kadar büyüdü ki. Her gören gitsene artık, ne işin var burda diyor. Israrla çalışmaya devam ediyorum.
- Eve biraz çeki düzen verelim dedik. Mutfak ile salonun arasındaki duvarı kırdırdık. Evin içi şantiye. Sinirler gergin. Bir an evvel bitmesini ve mutfağımızda kahvaltı keyfi yapmayı istiyoruz.
- Bahar geldi artık. Müjdesi ise benim. Ben doğunca açmış erguvanlar, anneannem öyle der. Aradım bugün kendisini - artık çok yaşlandığı için dışarı çıkamıyor, gerçi çıksa da erguvan görebilir mi artık bilmiyorum. Dünyayı öyle bir hale getirdik ki o bile kendini tanıyamıyor sanırım.- doğum günüm olduğunu hatırlattım. Duasını aldım. Çok özledim onu.
- Hayırlısıyla iki kız annesi olacağım yakında. Biri Ömrüm, diğerine hala bir isim bulamadım.
- Her geçen gün etrafımdakilerin ne kadar bencil olduklarını bir kez daha göstermelerine tanık oluyorum. Hiç üzülmüyorum. Sadece seyrediyorum. Film gibi.
- Bir görev gibi hatırımı soranları seslerinden bile tanıyabiliyorum. Gülüyorum, komik oluyorlar çünkü. Saçmalıyorlar.
- Allahtan yanımda ve yardımcım olmasını diliyorum. Ondan başka kimsem olmadığını biliyorum. Eşim ve kızlarımı çok seviyorum.
- Sağlıklı ve huzurlu olmak tek dileğim. Hayırlısıyla küçük kızımı kucağıma, büyük kızımı dizime alacağım güzel günü bekliyorum.
- Herkese iyi akşamlar diliyorum.

16 02 2011

Nezle Bahane

Pazar gününden beri burnum tıkalı, gözüm akıyor.
Dün gece nefes alamayacak kadar tıkalıydı burnum. Annem aklıma geldi hemen. Burnunda et olduğu için sürekli ağzından nefes alırdı ve bu durumdan hiç yakındığını duymadım. Çok sabırlı bir kadındı. Sonra başladım ağlamaya, hazır gözüm de akıyorken bir de ağıt karıştırdım araya.
Sabah işe geldiğimde burnum tıkalı, gözümde yine yaş. Revire gidiyorum, yolda nasıl olsa kimse anlamaz diye yine ağlıyorum. Salya sümük hem de. Doktorun yanına girdim başladım yine ağlamaya. Saman nezlesi olmuşum.
Sonra bir ara internette gezineyim dedim. Her okuduğum yazı da yine ağlamaya başladım. Şu saman nezlesi benim ağlangaç bünyeme hiç iyi gelmedi. Ulu orta her yerde ağlıyorum. Sorana da saman nezlesi olmuşum diyorum.
İyi bahane.