6.05.2009

Bugüne dair bir kaç not

Hıdırellez yine uykuma kurban gitti. Gecenin bir vakti kalktım ama aşağıya inmeye korktum. Ben de dileklerimi cebime koydum. Gerçekleşinceye kadar yanımda taşıyacağım. Acaba Hızır benim cebime de erişir mi? Lütfen erişsin. Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez derdi annem. İnanırım bu söze de, annemin diğer sözlerine inandığım gibi. Bir gün yetişecek bana da inanıyorum.
Bilim sanat merkezinin sözlü sınavına girdi Ömür. Dün akşamdan beri oldukça heyecanlı idi. Sınavdan çıkınca rahatladı. Rahatlamasını da üstümden yükü attım anne diye tanımladı. Büyük insan gibi nasılda sırtına yük etmiş canım kızım benim. Oysa sırtına konulmayı bekleyen daha onca yük var. İsterdim ki hiç yük olmasın hayatında. Elimden gelir mi acaba, yükünü hafifletebilir miyim?
Sınav çıkışında kitap almaya gidelim dedi. Bu sıralar büyük kitapları okumak istiyor. Saman kağıdına basılı kitaplar hoşuna gidiyor. İş yerinden bir arkadaşın tavsiyesi ile Palavracı Baron' u aldık. Kitapçıya girdiğimizde içinde kayboluyoruz ailecek. Bu sıralar malum kriz ve ailede bir işsiz olduğundan hep frenliyoruz kendimizi. Bir tek Ömür' ün istediklerini almaya hakkı var. Biz erteliyoruz, o günü bekliyoruz. O güzel günü, bir an evvel gelmesi beklenen.

Hiç yorum yok: