23.04.2009

23 Nisan

Bugün 23 Nisan neşe doluyor insan.

20.04.2009

Ders Hayat Bilgisi

Görev: Bebeklik resmini Hayat Bilgisi defterine yapıştır ve çerçeve çizerek süsle. Bebekli slogan hazırla. Kısaca düşüncelerini yaz. Varsa bebeklik kıyafetlerinden birinini getir.
---------------------------------------
yaklaşık 10 aylıkken çekilmiş bir resmi
----------------------------------------
Mutlu bebek, gülen bebektir.
BEN VE BEBEKLİĞİM
Ben 7.5 yaşındayım. Şimdi giysilerime bakınca bebek olmak istiyorum. Bebekliğimi özlüyorum. Bebeklere bakınca onları sevmek istiyorum. Kendime bakıyorum. Neden hemen değiştim diye düşünüyorum.

Ödül aldım :))

Sevgili Nymphea bana Smart Blogger ödülü vermiş. Çok teşekkürler. Ben de aldığım ilk ödülü vitrinimin en güzel yerine yerleştirdim. Bir de ödülün kuralları varmış, yerine getirelim o zaman.
1. Ödülü veren kişinin adresini yayınlamak. Tatatatammm huzurlarınızda Nymphea.
2.Ödüle layık gördüğün kişinin adresini vermek. Eh o zaman bu ödül sevgili Duygu' ya gitsin o zaman.
3.Ödüle layık görülen kişiye haber vermek. Sıcağı sıcağına hem de :))

19.04.2009

Rokalarım gün yüzüne çıktı.

Geçen hafta kızımla ektiğimiz rokalar yeşermişler. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Suladım, biraz önce. Biran önce büyüyüp, soframızda yerlerini alsınlar. Onsuz balıkların tadı olmuyor.
Dere otu ve maydanoz daha çıkmamış.
Bugün fide alamadım. Domates ve biberlerin yeri boş duruyor hala. Haftaya kaldı, umarım geç kalmam.
Bugün de öyle böyle geçti işte. Kocacık maç izlemeye gitti. Ben de şimdi Ömür' ün yanında yerimi alıp, uzatıp ayaklarımı biraz televizyon izleyeceğim. Elimde de metabolizma çayım. Gel keyfim gel.
Not: Eşim uyardı ben de açıklama ihtiyacı duydum. Benim rokalarım daha resimdeki gibi olmadılar. Minicikler daha, topraktan yeni çıktılar. Resim başkalarının rokalarına ait. Ama benimkiler de büyüyecekler biliyorum.

Çok iş var yapacak

Şöyle bir programda evde olsa. Oturduğum yerden mouse ile tutsam dağınıklıkları yerlerine yerleştirsem. Ah ah çok iş var yapacak sevgili blog.
-kahvaltı masası toplanacak,
-mutfak düzenlenecek,
-çamaşırlar yıkanacak, asılacak ve yerlerine kaldırılacak,
-ev toparlanacak, toz alınacak,
-Domates ve biber fideleri alınıp bahçeye ekilecek,
-kendine zaman ayrılacak, gazete okunacak,
-yemek yapılacak...
....
....
ay sıkıldım yazmayacağım.
- En önemlisi bir yerden başlanacak, geviş getirilmeyecek.
Bana müsade... Görüşürüz işler bitince.

18.04.2009

Tiyatro zamanı

Buralarda bu günlerde tiyatro festivali var. Hiç söz etmemişim, kızgınım çünkü bilet bulamadım. Biletler çıktığı gün bitmiş. Kara borsa 23 Nisan akşamına normal biletin 2 katını ödeyip 3 bilet aldık. Ömür' e almadan olmaz. 6 yaşından beri gelir bizimle tiyatro izlemeye. Hatta bir keresinde senin yaşın kaç dediklerinde ben tiyatronun kurallarını biliyorum demişti görevliye, adam bir şey diyemedi. Geçen hafta bir arkadaş Ömür' ü davet etti tiyatroya, fazla bileti varmış. Ben izleyeceğime benim kızla birlikte gitsinler dedi. Yarın tiyatroya gidecek.
"Hemen yarın tiyatro vakti olsun istiyorum. O zamana kadar beni hiçbir şey meşgul etsin istemiyorum."
dedi. Güldüm. İkiletmedi sözümü hemen yattı. Yarın çok ödevimim var, program yapmam lazım dedi ama hikaye. Ben biliyorum o programları bugün yapılan yarın şaşan. Eh annesini kızı işte. Eskişehir tiyarosunun bir oyunu "Küçük Prens" oyunun adı.
Bakalım beğenecekler mi?

14.04.2009

Kahvaltı için zeytin yaptım

Yandaki zeytinler tarafımdan yapılmış olup, ilk denememdir.
Buralarda sonbaharda tüm pazarlar zeytincilerle dolar. Renk renk, büyük, küçük bir sürü zeytin. Yıllardır görürüm hep. Hiç merak etmemiştim nasıl yapılır diye, komşumda tadına bakıncaya kadar. Çok beğendim ben de yapmak istedim. Kendine alırken bana da zeytin almış. Akşam işten geldiğimde elime 5 kilo yeşil zeytini tutuşturmuştu. Bir de kırmak için tahtadan bir çekiç ve tepsi verdi, ben de olmayacağını bildiği için. Ömür' le birlikte kırdık hepsini. Ye ye bitmez bu zeytin diye düşünürken, bir de 5 kilo siyah zeytin getirdi. Yeşil zeytin çabuk oluyormuş bitirdik bile hepsini. Siyah zeytinler ise yeni oldu. Yarısını çıkartıp kavanozlara koydum şimdi, fotoğrafını çekmeden de duramadım. İnsanın kendi yaptığı gibisi yok. Bu sıralar pek bir becerikliyim. Hayırdır inşallah, hayrıdır inşallah.

Portakal çiçeği zamanı

Buralarda portakal çiçekleri açmaya başladı. Doğanın kokusu, baharın kokusu sardı caddeleri, sokakları. Tarif edilemez bir kokudur bilen bilir. İnsanın başını döndürür.
Buralarda baharı haber verir portakal çiçekleri. Çiçekler döküldüğünde de yaz gelir.
İlk Adana' ya geldiğimde yol kenarlarındaki turunç ağaçlarını portakal sanmıştım. Yaz ortasında dallar portakal doluydu, neden toplamamışlar diye düşünmüştüm. Buralara ilk gelenler hep bunu merak eder. Ama buralılar bilir ki onlar turunçtur. Yaz kış Adana caddelerini süsler, baharda da insanları güzel kokularıyla sarhoş eder.
Hep bu zamanlar Erzin' e gitmek, portakal bahçelerinin içinde oturmak, kitap okumak, sohbet etmek isterim. Ama hiç yapamam. Ulaşılması çok kolay bir istekdir bu benimkisi ama bir türlü gerçekleşmez, hep başka bahara kalır.

13.04.2009

Bugünlerde...

En son ayın dördünde yazmışım buraya. Sınava gideceğimiz günün öncesinde. Şimdi geçen zamanı telafi etmek için uzun yazıp, ne var ne yok anlatacağım.
Öncelikle Ömür iyileşti çok şükür. Merak edip mesaj bırakan arkadaşlara teşekkür ederim.
Pazar günü sınava da girdi. İlk girdiği sınav bu, ama son olmayacak. Zamanı yetmemiş. Çıktığında off ya anne 4 dakikada 20 soru çözdürüyorlar, böyle olmaz ki diye söylenerek çıktı. Bilmem gerçekti bilmem abartıyordu, ama farklı bir sınav olduğu kesindi. Sonuçlar Nisanın yirmili günlerinde belli olacakmış. Biraz araştırdım, artık oradaki (Bilim Sanat Merkezi) eğitimin eskisi kadar iyi olmadığını söylüyorlar, ben de çok önemsemiyorum sonucu, ama yine de merak ediyorum.
Geçen hafta pazartesi ve salı günü İstanbul' a Taksim' e gittim bir seminer için. Obama ile aynı zamanda İstanbul' daydım ama zamanlamam çok iyiydi, Obama trafiğine karışmadım. Klasik Anadoludan gelen biri olarak ilk günün akşamı kendimizi İkea' ya attık. Ömür' e ranzasının kenarına asmak için 3' lü sepetlerden aldım. Eşe dosta dağıtmak için de 3' lü kaşıklardan. Adana' da İkea kaşıkların iyi reklamını yaptım. Bir alan, 5 sipariş veriyor :)) Askı aldım, Ömür' ün İngilizce posterlerini duvara asmak için. Çok güzel şezlonga benzeyen plaj örtüleri vardı. Beğendim ama almadım, küçük bir sırt çantası almıştım yanıma seyahat için, herşeyi sığdıramazdım. Benim ki dostalar alışverişte görsün işte. Arkadaşım iyi alışveriş yaptı. Onun aldıklarını kargoya verdik. Bir keresinde İzmir' de İkea' ya gitmiştik, koca koca İkea torbalarıyla uçağa binip rezil olmuştuk. Bu defa akıllı davrandık.
İkinci İstanbul gününde ise havaalanına gitmeden önce Kanyon' a uğradık. Ömür' e kitap aldı arkadaşım, ben de kitap ayıracı aldım. (Uzun zamandır artık ben büyük kitapları okumak istiyorum diyordu, biz de aldık. Ernest Hemingway Yaşlı Adam ve Deniz. Kitabı verdiğimde çok hoşuna gitti, elinden bırakmıyor, serviste okuyormuş. Bana artık beyaz kağıtlı kitaplardan alma diyor, onlar çocuk kitaplarıymış. Nasıl da büyümek istiyorlar, ben de nasıl onun yaşında olmayı istiyorum.)
İstanbul macerasından sonra ver eline Adana dedik. Uçtuk uçtuk yuvaya konduk.
Konduk ki ne konuş. Meğer bütün dertler burda beni beklermiş. Kötü birkaç gün geçirdim haftasonuna kadar. Kendime kızdım, şansıma kızdım, şanssızlığıma kızdım, pişman oldum, oh olsun dedim, git dedim, kal dedim, bitsin dedim, olmaz dedim, dedim de dedim. Annem "içim alıp alıp veriyor" derdi. İşte ben de tam öyleydim.
Cumartesi günü 11 de falan kalktım. Kahvaltı hazırlarken, öğleden sonra misafirlerimin geleceğini hatırladım. Bir telaş bir telaş, yiyecek birşeyler hazırladım. Böyle zamanlar için çok kolay bir kek tarifim ve bir de börek tarifim var. Bir ara buradan tarifini veririm. Güzel bir gündü, apartmandan komşularım gelmişlerdi. Oturduğumuz apartmanda çok güzel dostluklar oluşmuş. Çok seviyorum onlarla olmayı. Şanslıyım böyle komşularım olduğu için.
Sonra akşam yoğurt yaptık kızımla, süper oldu. Bundan sonra her cumartesi yoğurt yapma günümüz.
Pazar günü de geçenlerde bahsettiğim bahçemize soğan, maydanoz, dereotu, roka, nane ve yer fıstığı ektik. 2 hafta öncesinde otları temizleyip, toprağı havalandırmıştık ama fırsat olmamıştı birşeyler ekmek için. Domatesle, biber fideleri için de yer ayırdık. Haftaya bulabilirsek fide alıp dikeceğiz.
Bu arada eylül ayında hazırladığım siyah zeytinlerimi çıkardım, güneşlendirdim. Şimdi suda bekliyorlar. Zeynep abladan öğrendim, çok becerikli karşı komşum olur kendisi. Yeşil zeytin de yapmıştık, kırarak, onları bitirdik, sıra siyahlara geldi. Onunda tarifini veririm bir ara. Bu sıralar çok becerikli oldum :)))
Peki şimdi ne yapıyorum?
Yarın için biber dolması pişirdim bizimkilere. Kendime de metabolizma çayı hazırlıyorum, mis gibi tarçın kokuları geliyor mutfaktan. Daha çok yazacak şey var ama artık gitmeliyim. Yine gelirim.
Bu arada rejime başladım bir de. Bu sefer kesin yılmak yok. Herşey çok güzel olacak. Selamlar, sevgiler...
(Resim balkonumdaki sardunyama ait)

4.04.2009

Hastayız :(

Perşembe günü okulda ateşi yükselmiş, revire göndermiş öğretmeni. Akşam eve geldiğinde iyiydi. Ateşi bir daha yükselmedi. Bu gece tekrar ateşlendi. Sabah bal, tereyağ ve ıhlamur kürü uyguladım. Umarım bu seferde işe yarar. Pazar günü Bilim Sanat Merkezinin sınavına girecekti. Yarına kadar iyileşir umarım.